Kariyer
“Akşama kadar iki yazı yetiştirmem lazım…” diyor “üstelik sonrasında bir CEO ile röportaj yapmak durumundayım..”
“Peki tamam” diyorum sakince sahibinden bugün de mama alamayacağının farkında olan bir köpek gibi “bugün de görüşmesek olur…”
“Çok satan bir dergide başarı hikayeleri yazıyorum.”diyor ertesi gün, hem de bunu gözlerimin içine baka baka söylüyor utanmadan: “İş dünyasında başarılı olmuş insanların hikayelerini kağıda döküyorum…” Sonra biraz duraklıyor. “Peki sen?” diyor omzumun üstünden sanki bir sineği takip eder gibi gözlerini kaçırarak “Sen neler yapıyorsun?”
“Hiiç!” diyorum “Bildiğin gibi dandik bir işte gün dolduruyorum işte…” Halbuki bilse dünyanın en hızlı bira içen adamı benim, ve de tabiiki en vahşi şekilde kendini hırpalayanı…
“Neyse” diyor sigarasından ufacık bir duman alarak “Daha iyi bir iş bulabilme şansım var, ama ben bu işte devam etmek istiyorum.”
“Neden?” diye soruyorum “Bıraksana bu işi, hem çalışma koşulları zor demiştin ya…”
“Düşünmüyorum…” diyor düşünceli düşünceli “Bu alanda kariyer yapmaya başladım. Başka bir işe başlarsam daha az kazanacağım…”
“Neden?” diye soruyorum yeniden “Daha fazla paraya mı ihtiyacın var?”
“Evet” diye çıkışıyor “Mutlu olmak için çok daha fazla paraya ihtiyacım var…” Sonra duruyor bir süre, gözlerimin içine bakıyor. Ben ise beyninin içine bakıyorum gözbebeklerinin arasından. Korkuyor, gözlerini kaçırıyor. Yeni almış olduğu süper, hiper özellikli mega cep telefonunun saatine bakıyor. “Neyse,” diyor “plazaya gidip şu röportajı çözümlemem lazım, biliyorsun başarı hikayeleri…”
“Evet tabi ya…” diyorum kabullenerek “İşleri geciktirmemek lazım.”
Telefonu çantasına koyuyor, yanağıma bir öpücük kondurup kalkıyor ve sokağın gürültüsüne karışıyor. Bense oturduğum yerden bakakalıyorum arkasından. Koskoca bir yudum daha alıyorum biramdan. “Peki ya bizim başarı hikayemiz?” diye soruyorum kendi kendime “Acaba onu ne zaman yazacak?”. Kendime yalan söylememe gerek yok, sanırım hiçbir zaman yazmaya vakti olmayacak…