Linç
Pis pis sırıtıyor, iyi birşey yapmış besbelli… Koltuklarını kabartarak yürüyor, en son karısını dövdüğünde bu kadar mutlu görmüştüm onu, hatırlarsınız hani kadını nasıl da duvara yapıştırmıştı… Bu kadar fena dayak yediyse kesin haketmiştir karı diye düşünmüştük hani… Yiğidim çok daha özgür artık, ülke çok daha ferah şimdi onun sayesinde. Toplanmışlar hempalarıyla birlikte, kitle olmayı öğrenmişler, aman da ne kadar büyümüş, ne kadar da bütünleşmişler; kalabalığın içindeki yumruk, tekme olmuşlar, öyle mi dersin ulan demişler, böyle misin sen ulan demişler, vurmuşlar babam vurmuşlar, ağızdan kan, gönülden irin getirmişler…
Ben tanıyorum aslında, kelli fellidir; ya şükür, ya sabır der durur bizimkisi normalde, üçbeş kuruş kazık attığında dünyalar onun olur, ellerini ovuşturur, yüzünü savuşturur. Laf aramızda üstüne gidin birebir altına sıçar durur, ama şimdi bakın hele bir gelene; elinde tespih, götünde maşrapa, bağrında kıllar, çükünde çük; tamamlanmış besbelli, kitlesinden taze bitmiş, bütün görevlerini alnının hakkıyla yerine getirmiş… Kendinde değil, içindeki canavar dışavurmuş, aman dikkat bize de vuracak. Bekleyin az biraz geceyi, ne de olsa sırtındaki sıvazlar geçince yine altına sıçacak…
Ama şimdi…
Dikkat edin bu tarafa geliyor; onun gibi düşünün, onlar gibi düşünün, onlar gibi düşünün… Ya da durun! Sadece susun! Ne de olsa akşam oluyor… Her güzel günün bir de gecesi var…